Konuyu Okuyanlar:
1 Ziyaretçi

Forum Hikayesi #1
#1
Bu etkinliğimizde, forumca bir hikaye yazacağız. Benim başlattığım hikayeyi, kendi hayalgücünüze göre devam ettireceksiniz. Herhangi bir olay kısıtlaması yok, fakat mümkün olduğunca abartmadan ve Elder Scrolls evreni içinde yazın. Bu konuda hikayenin gidişatı hakkında sohbet de edebilirsiniz.

Kurallar;
  • Her bir hikaye iletisi en fazla 5 cümle olmalı. Ve metni kırmızı yaparak gönderin. Böylece hikaye iletileri, sohbet içerikli mesajlardan ayırt edilebilir.
  • Abartıp cıvıtmamaya özen gösterin.
  • Katılım sınırı yoktur. Herkes katılabilir ve ileti sınırı yoktur. Yani ister 1 hikaye yazın isterseniz 5 hikaye yazın.
  • Olay örgüsünü birden büyütmeyin. Mesela deniz kenarında fok ile savaştıktan sonra karakteri birden Hammerfell'e ışınlamayın.

* * *
18 Kasım Cuma günü hikaye kapanacaktır. Günü geldiğinde tüm hikaye tek parça olarak bu ilk iletiye eklenecek.

HİKAYE


Iron Orclar tarafından kaçırılıp Wrothgar'daki bir klana satılan Cinvan, burada tam 8 yıl geçirmişti. Bosmer olduğu için, Şef onu avcılıkla görevlendirdi, o günden bu yana sayısız kez geyik avlamış ve sahiplerinin karınlarını doyurmuştu. Yine sıradan bir günde, Şefin oğluyla beraber ava çıkmak için hazırlanıyordu. Normalde tek başına avlanmasına rağmen, bu gün bu yaramaz Orc veledine katlanması gerekiyordu. Avdan pek anladığı da söylenemezdi, elinde büyük bir baltayla geldiğinde, Cinvan bu delikanlının düşündüğü gibi bir ahmak olduğuna tekrar kanaat getirdi.






[spoiler=HİKAYE SONUCU]Iron Orclar tarafından kaçırılıp Wrothgar'daki bir klana satılan Cinvan, burada tam 8 yıl geçirmişti. Bosmer olduğu için, Şef onu avcılıkla görevlendirdi, o günden bu yana sayısız kez geyik avlamış ve sahiplerinin karınlarını doyurmuştu. Yine sıradan bir günde, Şefin oğluyla beraber ava çıkmak için hazırlanıyordu. Normalde tek başına avlanmasına rağmen, bu gün bu yaramaz Orc veledine katlanması gerekiyordu. Avdan pek anladığı da söylenemezdi, elinde büyük bir baltayla geldiğinde, Cinvan bu delikanlının düşündüğü gibi bir ahmak olduğuna tekrar kanaat getirdi.

Fakat Cinvan bu Orc velede katlanması lazımdı, beraber ava doğru yola çıktılar bir süre sonra büyük bir geyiği görmüşlerdi Cinvan ve Orc sessizce çalılardan gitmeye başlamışlardı geyiği kışkırtmak istemezlerdi fakat Cinvan'ın içinde bu Orc yüzünden bir ümitsizlik vardı, Ava yaklaştıklarında cinvan avlanmak için hazırlanırken Orc baltasını sıkıca tutarak çığlık atarak çalılardan çıkıp geyiğin üzerine doğru koşmaya başlamasıyla geyik kaçarken Orc'a iyi bir tepik atmıştı Cinvan haksız çıkmadı.

Kaçırdıkları geyiğin ardından Cinvan cahilliğine eşdeğer derecede kibri olan bu velede tüm gün nasıl katlanacağını düşünüyordu. Birkaç saat sonra buldukları yeni geyiği takip ederken Cinvan aynı salaklığı tekrarlamaması için şefin oğluyla arayı açtı. Geyiği takip ederken her zamanki avlandığı bölgenin ilerisine geçmişti, Cinvan için sıkıntı yoktu tabi, geçirdiği 8 senede bölgeyi avucunun içi gibi ezberlemişti. Geyiğin son girdiği çalılıklardan ufak bir durgunluğun ardından iki hışırtı sesi geldi, yayını doğrultup iki okunu görmediği hedefine doğru yolladı. Oklarının hedefini bulup bulmadığını kontrol ettiğinde şefin oğlunun oklarla delinmiş cansız bedeniyle karşılaştı, işin aslı bu bir kazaydı ama elbette şef buna inanmayacaktı.

Ne edeceğini bilmeyen Cinvan, rengi atmış, korkudan ne yapacağını şaşırmış bir halde çocuğun cesedini saklamak için yer aramaya başladı. Ormanı avucunun içi gibi bildiğinden dolayı cesedi gayet güzel bir şekilde saklayabilir, kimsenin bulamayacağından rahatlıkla emin olabilirdi. Aklındaki düşünceler bulanıklaşmaya , başı dönmeye başlayan Cinvan şef oğlunun öldüğünü öğrenirse başına neler geleceğini hayal bile edemiyordu. Şef iriyarı, ''şef'' lakabını sonuna kadar hak eden güçlü ve kudretli bir savaşçıydı ve Cinvan'ın boyu Şef'in beline bile zar zor yetişiyordu. Şef'in gazabından kurtulmak için kaçma planları yaparken bir anda aklına şefin yanında hizmetçilik yapan kız kardeşi geldi.

Cinvan, gizlice klan kalesine girdi ve fark ettirmeden kardeşinin yanına gitti ve ona bir hançer vererek, "Bu gece şefle yakınlaş ve yatağa girecekken savunmasız anında boğazını kes" dedi. Kardeşi denileni yaptıktan sonra Cinvan, ortaya çıkarak Orklara "Efendilerim, efendilerim, o adi reisinizin boğazını kestim. En çok hak edenin şef olması gerek zaten. Neden bu kişi Şanlı Lurog olmasın? Belki de Yüce Azukhnamub da adaydır?" dedi ve ortalığı kızıştırdı. Her güçlü Ork adaylığını koyarak bir kavgaya tutuştu.

Kalenin yeni reisi olmak isteyen herkes, birbirleriyle kavga etmeye ve küfürleşmeye devam ediyordu. Tüm bu kavgaların ve küfürleşmelerin arasından, eski ork şefinin erkek kardeşi Zarog Demirpençe, kalenin avlusunda belirmişti. Kaledeki tüm orklar Zarog'u görünce, yüzlerinde şaşkınlıkla beraber bir korku ifadesi belirmişti. Kaledeki nüfuz sahibi orkların kendisine kurduğu bir komplo sonucu babası tarafından sürgün edilen Zarog, intikam almak için geri dönmüştü. Cinvan ise kaledeki tüm orkları aniden susturan ve onları son derece ürküten bu ork savaşçısının kim olduğu hakkında bir fikir üretmeye çalışıyordu.

Zarog baltasını çekerek kalabalığın arasına daldığında birkaç cesaretli ork hariç herkes önünden çekildiler. Sürgün ork, normalde babasının durup hükmettiği yerde neden aşağılık bir Orman Elfi olduğunu merak etti. Öfkesiyle kuduran Zarog, kabileyi birbirine düşüren sebebin Elf'in ta kendisi olduğunu düşünerek merdivenleri yavaş yavaş tırmanmaya başladı. Cinvan ise yüksekliğin diğer tarafından atlayarak kızkardeşini bulmak üzere kaleye girdi. Bunu gören orklar, Zarog'un önderliğinde Orman Elfi'nin peşine düştüler.

Cinvan hızlı adımlarla kardeşinin bulunduğu odaya vardı. Kardeşine soru sorma fırsatı bırakmadan kolundan tuttuğu gibi kalenin arka çıkışına doğru koşmaya başladı. Buradan ormana kaçıp en yakın kasabaya kadar koşmak dışında bir şansları yoktu, atlar ise kalenin öteki tarafında kalmıştı. Ormanda da saklanamazlardı çünkü hava açık olduğundan orklar kar üstündeki ayak izlerini takip edip onları bulabilirdi. Ne yaparsa yapsın, bu topraklardan bir an önce kaçması gerekiyordu.

Vakit ilerledikçe Orklar Cinvan ve kız kardeşiyle mesafeyi kapatıyordu, kız kardeşiyle beraber bu öfkeli sürüden kaçamazdı. Bir seçim yapması gerekiyordu Cinvan'ın, ya kardeşini arkada bırakacak ya da kendisi arkada kalacaktı.

Cinvan sırtına yayılan ani acıyla kendini yerde buldu kızkardeşine kaçması için bağırdı, Kız kardeşine birdaha seslenmek isterken sırtından 2. bir darbe daha aldı bağırmaya çalıştıysada ağzına dolan kandan dolayı sadece hırıltılar çıkarabilmişti.

-Neal, kardeşim. Ka...kaç.

Neal ağabeyinin elini sımsıkı tutmuş, bırakmıyordu. Hemen arkadaki orclar koşar adımlar ile yaklaşıyordu. Neal'ın başka çaresi yoktu. Gözleri yaşla dolmuş; yere yığılmış olan Cinvan'ın elini yavaşça bırakmaya başladı. Son bir gayret ile Cinvan çocukken Valenwood ormanlarında beraber yaptıkları, boynundaki kemik kolyeyi koparıp, Neal'in eline tutuşturdu.

Neal, ağabeyini arkada bırakarak gözyaşları içinde engebeli arazide koşmaya başladı. Arkasına bakmaktan korkuyordu, bir süre sonra bir uçurumu geçen tahta bir köprüye denk geldi, köprüden geçerken elinde tuttuğu kolyenin ipi koptu ve Neal kolyeyi yakalayamadan kolye uçurumun aşağısındaki hızla akan suya düştü. Kolye akıntıya kapılarak denize kadar ulaştı ve bir daha hiçbir yaşayan zeki canlı kolyeyi göremedi. Neal köprüde bir süre duraklayıp aşağıya baktıktan sonra yoluna devam etti.

Çoktan gece yarısı olmuştu bile. Neal'in vücudu soğuktan uyuşmaya başlamıştı ve ayrıca koşmaktan dolayı her derin nefes alışında ciğerleri yırtılıyormuş gibi hissediyordu. Görünürlerde en ufak bir yerleşkenin izi de yoktu. Artık vücudu bu yorgunluğun altından kalkamadığı için kendini istemsizce yerde buldu. Gözleri yavaş yavaş kapanırken fark edebildiği tek şey karanlık bir silüetin ona doğru yaklaşması oldu.

Aradan 2 sene geçmiş , Neal kendisini soğuğun , daha da kötüsü orkların elinden kurtaran Montolio adlı avcının önderliğinde kendini geliştirip güçlü ve yetenekli bir savaşçı olmuştu . Atalarını bile utandıracak şekilde ok atmasını öğrenmişti ancak Neal kendini uzaktan dövüşmeye bir türlü alıştıramamıştı . Montolio ile yaptığı alıştırmalarda her türlü silahı denemiş ; en sonunda bir eline ince bir kılıç , diğer eline de küçük bir bıçak aldığında nasıl dövüşmesi gerektiğini anlamıştı ; Montolio'nun onun bıçaklarının hızına zar zor yetişmesi bunun net bir kanıtıydı . Saatler süren başka bir yorucu antremandan sonra tuttukları balıkları mideye indirip yataklarına çekildiler . Neal ağlamayı aylar önce bırakmıştı , artık gözlerinde sadece intikam ateşi vardı .

Cinvan, madenlerde çalışırken bir anda Zarog belirdi ve Cinvan'ın yanına gitti. "Kaleyi karıştırırken iyiydi, küçük adam. Şimdi nasıl bakalım? Hoşuna gidiyor mu?" diyerek yumruk attı. Her gün yapardı bunu, sonra da geri gitti ve köleler yeniden işlerine döndüler. Brucsedt, Cinvan'ı dürterek ona çizimi uzattı. Cinvan, sevinerek işine geri döndü ve geceyi bekledi, büyük kaçış yakında başlıyordu.

Gece vakti köleleri ayaklandıran Cinvan, gardiyanların etkisiz hale getirilmesini sağladı ve kaçmaya başladılar. Kalede önlerine çıkan orkları öldürerek silahlarını aldılar, zırhlarını kuşandılar. Tam kale kapısına varmışlardı ki, önlerinde Zarog belirdi. Zarog tek başına bu silahlı gruba bir şey yapamayacağını biliyordu, bu yüzden topuzunu çekerek sadece Cinvan'a saldırdı ve beynini parçaladı. Diğer mahkumlar Zarog'un karşısında kaçıştılar, bazıları merhamet dilendi.

Tüm bu kargaşanın arasından Melkor, Cinvan'ın cansız bedenini sırtında taşıyarak kale yakınlarındaki bir mağaraya götürdü. Melkor, Kışhisar'daki kolejden kovulan eski bir büyücüydü. Kolejdeki zamanlarında, Karanlık Boşluk diyarının yasaklı tekniklerini öğrenen Melkor, bu sebepten dolayı kovulmuştu. Cinvan'ı kalenin yakınlarındaki bir mağaraya götüren Melkor, madenlerdeki tek  arkadaşı olan Cinvan'ı kurtarmak istiyordu. Karanlık Boşluk'ta bulunan gizemli bir yaratığın ruhunu çağıran Melkor, çağırdığı ruhu Cinvan'ın içine yerleştirdi ve onu hayata geri döndürdü.

Ancak en acemi necromancer'ın bile bilmesi gerektiği gibi ölüler geri döndürülemez. Ölü beden içine doldurulan ruhu kazanır ve necromancer'a bağlanır. Melkor, yine de Zarog'un, son nefesinde Cinvan tarafından öldürüldüğünü zannetmesini istiyordu, bilinçli veya bilinçsiz. Bu ona yakışır bir son olacaktı. Böylece Melkor anne ve babasını öldüren bu lanet orktan intkam alabilecekti.

Melkor intikam için plan yapmaya devam ederken Cinvan sandığı ölü bedene en acemi necromancer'ın bile yapmaması gerektiği şekilde bağlanmıştı hala onu arkadaşı olarak görmek istiyordu fakat Cinvan'ın asla geri dönmeyeceğinide zaten biliyordu.Büyük bir ayin için hazırlandı ve bir daedrayı arkadaşını geri getirebilmek ve intikamı için sorgulamak istedi.Bir dremorayı dünyaya çağırdı ve sorgulamaya başladı ayinin ilerleyen zamanlarında Dremora üzerinde kontrolünü kaybetti ve bunu canıyla ödedi.

Neal, sonunda ustasına veda ederek yola çıktı. Muhtemelen Zarog hala kalesinde hükümdarlığına devam ediyordu, abisini kurtaracak, aşağılık orku öldürecekti. En iyi kılıçlarından birini ve bıçağını yanına almıştı. Gözleri intikam ateşiyle yanıyor, hızlıca koşuyordu. 2-3 gün yola devam ettikten sonra artık bilmedikleri topraklara girmişti. Tekrar koşmaya başladığında önünü göremedi ve uçurumdan aşağıya yuvarlandı, yol boyunca her sivri kayaya çarpan Neal'ın bedeni paramparça olmuştu.

Derken gök yarıldı ve Molag Bal ilgisini çeken bu ölü bedeni (yuh be olm molag) gökyüzüne doğru yükseltmeye başladı. Neal gözünü açtığında etrafı karanlıktı, tek hissedebildiği şey boynundaki abisinin verdiği kemik kolyeydi.

Çarpmanın etkisiyle kemik kolye çatlamış ve içinden siyah bir duman çıkıyordu. Sanki kara büyü yapılmış gibi dumanlar arttı ve Neal'ın gözünün önünde bir figüre dönüştü. Neal sersemliğinin yanında korkmaya başlamıştı, dumanlardan çıkan figür konuştu: "Korkma, beni dikkatli dinle. Aradığın güç içinde, kontrolünü kaybetme. Buradan kurtulacaksın ve yolunu bulacaksın." dedi.

Kemik kolye artık hem ölümlü hem ölümsüz dünyada yok olmuştu. Neal gerçek dünyaya geri döndürüldü ve kendini öldüğü yerde buldu, yerde cesedi hala duruyordu, ama kendisi artık yeni bir bedene sahipti. Arif, pardon Neal, eski bedenini gömdü ve tekrar yeni bir orman elfi olarak yola koyuldu. Bu arada deniz kenarında yürürken biraz uzağından suyun üzerinde abisinin verdiği kolye sürüklenerek geçti, ancak Neal görmedi. Kolyenin ölümsüz dünyadaki aslı kaybolduğundan bu dünyadaki stabilitesini yitirmişti, sahibinin kardeşini son kez gördükten sonra binbir parçaya ayrıldı ve her şekilde sonsuza kadar yok oldu. Neal ise ork kalesi yollarında divane olmuştu.

Uzun bir yolculuğun sonunda Near, ork kalesinin önünde belirdi. Zarog, gözcülere, ork kalesinin kapılarını açmaları emretti. İçeri giren Near, kalenin ork şefi Zarog Demirpençe'ye adil bir dövüş teklif etti. Zarog, kendinden emin bir şekilde, bu meydan okumayı kabul etti. Rüzgarların fısıltıları sustuğunda, bu iki kişi, birbirlerini öldürmek için harekete geçtiler.

Neal her ne kadar çevik olsa da Zarog çok güçlüydü. Ve Neal kılıcını kalkan gibi kullanma hatasına düştü. Zarog kılıcını paramparça edince Neal yayını eline aldı ve Zarog'un kafasına fırlattı. Sonra ilahi sesler "Boom Headshot!" diye bağırdı ve Dibella striptize durdu. Akatosh halay başı oldu. Ulfric nidalarla gösteri yaptı. Hircine Blood Moon başlatıp Ork avladı.

Neal, Zarog, Cinvan ve daha birçok sevimli kahramanın hikayesi burada sonlanırken, bir başkası uç veriyordu: Tamriel'in sonbahar renkleriyle süslü ormanlarında tatlı mı tatlı, şeker mi şeker, pıtırcık bir ceylandı. Bu ormanlarda yaşayan kudretli, zorba bir yaratık, ceylanı gördüğünde işte bunları düşünüyordu.

Aradan 20 yıl kadar zaman geçmişti Cinvan Neal Zarog Aile gibi olmuşlardı, Ayrıca hepsi evlenmişti sevimli bir köyde yaşayalı 10 yıl kadar olmuştur hepsinin birer tane çocuklar olmuştur Cinvan'ın bir kız çocuğu, Zarog'un bir erkek çocuğu ve Neal'ında bir erkek çocuğu vardır en büyükleri Cinvan'ın kızı Ascril, 8 Yaşındadır. Neal'ın Oğlu Yucrohoc 7 Yaşında, Zarog'un Oğlu Ragloc 6 Yaşındadır, Çocukları sürekli olarak beraber takılan üç kafadardır sürekli ailelerinden maceralarını dinlemeye bayılıyorlardır bunları dinledikçe hepsi kendi maceralarını yaratmak için can atıyorlardır fakat aileleri onları en iyi şekilde büyütme çabasındadır. [/spoiler]
#2
Fakat Cinvan bu Orc velede katlanması lazımdı, beraber ava doğru yola çıktılar bir süre sonra büyük bir geyiği görmüşlerdi Cinvan ve Orc sessizce çalılardan gitmeye başlamışlardı geyiği kışkırtmak istemezlerdi fakat Cinvan'ın içinde bu Orc yüzünden bir ümitsizlik vardı, Ava yaklaştıklarında cinvan avlanmak için hazırlanırken Orc baltasını sıkıca tutarak çığlık atarak çalılardan çıkıp geyiğin üzerine doğru koşmaya başlamasıyla geyik kaçarken Orc'a iyi bir tepik atmıştı Cinvan haksız çıkmadı.
#3
Kaçırdıkları geyiğin ardından Cinvan cahilliğine eşdeğer derecede kibri olan bu velede tüm gün nasıl katlanacağını düşünüyordu. Birkaç saat sonra buldukları yeni geyiği takip ederken Cinvan aynı salaklığı tekrarlamaması için şefin oğluyla arayı açtı. Geyiği takip ederken her zamanki avlandığı bölgenin ilerisine geçmişti, Cinvan için sıkıntı yoktu tabi, geçirdiği 8 senede bölgeyi avucunun içi gibi ezberlemişti. Geyiğin son girdiği çalılıklardan ufak bir durgunluğun ardından iki hışırtı sesi geldi, yayını doğrultup iki okunu görmediği hedefine doğru yolladı. Oklarının hedefini bulup bulmadığını kontrol ettiğinde şefin oğlunun oklarla delinmiş cansız bedeniyle karşılaştı, işin aslı bu bir kazaydı ama elbette şef buna inanmayacaktı.
#4
Ne edeceğini bilmeyen Cinvan, rengi atmış, korkudan ne yapacağını şaşırmış bir halde çocuğun cesedini saklamak için yer aramaya başladı. Ormanı avucunun içi gibi bildiğinden dolayı cesedi gayet güzel bir şekilde saklayabilir, kimsenin bulamayacağından rahatlıkla emin olabilirdi. Aklındaki düşünceler bulanıklaşmaya , başı dönmeye başlayan Cinvan şef oğlunun öldüğünü öğrenirse başına neler geleceğini hayal bile edemiyordu. Şef iriyarı, ''şef'' lakabını sonuna kadar hak eden güçlü ve kudretli bir savaşçıydı ve Cinvan'ın boyu Şef'in beline bile zar zor yetişiyordu. Şef'in gazabından kurtulmak için kaçma planları yaparken bir anda aklına şefin yanında hizmetçilik yapan kız kardeşi geldi.
#5
Cinvan, gizlice klan kalesine girdi ve fark ettirmeden kardeşinin yanına gitti ve ona bir hançer vererek, "Bu gece şefle yakınlaş ve yatağa girecekken savunmasız anında boğazını kes" dedi. Kardeşi denileni yaptıktan sonra Cinvan, ortaya çıkarak Orklara "Efendilerim, efendilerim, o adi reisinizin boğazını kestim. En çok hak edenin şef olması gerek zaten. Neden bu kişi Şanlı Lurog olmasın? Belki de Yüce Azukhnamub da adaydır?" dedi ve ortalığı kızıştırdı. Her güçlü Ork adaylığını koyarak bir kavgaya tutuştu.
#6
[font=times new roman][b]Kalenin yeni reisi olmak isteyen herkes, birbirleriyle kavga etmeye ve küfürleşmeye devam ediyordu. Tüm bu kavgaların ve küfürleşmelerin arasından, eski ork şefinin erkek kardeşi Zarog Demirpençe, kalenin avlusunda belirmişti. Kaledeki tüm orklar Zarog'u görünce, yüzlerinde şaşkınlıkla beraber bir korku ifadesi belirmişti. Kaledeki nüfuz sahibi orkların kendisine kurduğu bir komplo sonucu babası tarafından sürgün edilen Zarog, intikam almak için geri dönmüştü. Cinvan ise kaledeki tüm orkları aniden susturan ve onları son derece ürküten bu ork savaşçısının kim olduğu hakkında bir fikir üretmeye çalışıyordu.[/font]
#7
Zarog baltasını çekerek kalabalığın arasına daldığında birkaç cesaretli ork hariç herkes önünden çekildiler. Sürgün ork, normalde babasının durup hükmettiği yerde neden aşağılık bir Orman Elfi olduğunu merak etti. Öfkesiyle kuduran Zarog, kabileyi birbirine düşüren sebebin Elf'in ta kendisi olduğunu düşünerek merdivenleri yavaş yavaş tırmanmaya başladı. Cinvan ise yüksekliğin diğer tarafından atlayarak kızkardeşini bulmak üzere kaleye girdi. Bunu gören orklar, Zarog'un önderliğinde Orman Elfi'nin peşine düştüler.
#8
Cinvan hızlı adımlarla kardeşinin bulunduğu odaya vardı. Kardeşine soru sorma fırsatı bırakmadan kolundan tuttuğu gibi kalenin arka çıkışına doğru koşmaya başladı. Buradan ormana kaçıp en yakın kasabaya kadar koşmak dışında bir şansları yoktu, atlar ise kalenin öteki tarafında kalmıştı. Ormanda da saklanamazlardı çünkü hava açık olduğundan orklar kar üstündeki ayak izlerini takip edip onları bulabilirdi. Ne yaparsa yapsın, bu topraklardan bir an önce kaçması gerekiyordu.
#9
Up, birileri devam ettirsin.
#10
Şimdi o kadar Ork'tan kurtarsan olmaz. Yakalatırsan da olaylar epey kötü yerlere gidecek. Peki... Bakalım.

Vakit ilerledikçe Orklar Cinvan ve kız kardeşiyle mesafeyi kapatıyordu, kız kardeşiyle beraber bu öfkeli sürüden kaçamazdı. Bir seçim yapması gerekiyordu Cinvan'ın, ya kardeşini arkada bırakacak ya da kendisi arkada kalacaktı.

Seçimi alta bırakıyorum.
#11
(13.11.2016, Saat: 17:14)Darkdeep link Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Cinvan hızlı adımlarla kardeşinin bulunduğu odaya vardı. Kardeşine soru sorma fırsatı bırakmadan kolundan tuttuğu gibi kalenin arka çıkışına doğru koşmaya başladı. Buradan ormana kaçıp en yakın kasabaya kadar koşmak dışında bir şansları yoktu, atlar ise kalenin öteki tarafında kalmıştı. Ormanda da saklanamazlardı çünkü hava açık olduğundan orklar kar üstündeki ayak izlerini takip edip onları bulabilirdi. Ne yaparsa yapsın, bu topraklardan bir an önce kaçması gerekiyordu.
Helal olsun öyle bir yerde bırakmışsın ki at yok, yürüyemiyoruz yoksa kesin yakalanacaz + arkamızda bir orc kabilesi yetmezmiş gibi havada açık. Cheesy

Cinvan sırtına yayılan ani acıyla kendini yerde buldu kızkardeşine kaçması için bağırdı, Kız kardeşine birdaha seslenmek isterken sırtından 2. bir darbe daha aldı bağırmaya çalıştıysada ağzına dolan kandan dolayı sadece hırıltılar çıkarabilmişti.
#12
Konuyu biraz düzenledim. İletileri falan da sildim. Meridia'nın yazdığı kısımdan devam ediyorum.


-Neal, kardeşim. Ka...kaç.

Neal ağabeyinin elini sımsıkı tutmuş, bırakmıyordu. Hemen arkadaki orclar koşar adımlar ile yaklaşıyordu. Neal'ın başka çaresi yoktu. Gözleri yaşla dolmuş; yere yığılmış olan Cinvan'ın elini yavaşça bırakmaya başladı. Son bir gayret ile Cinvan çocukken Valenwood ormanlarında beraber yaptıkları, boynundaki kemik kolyeyi koparıp, Neal'in eline tutuşturdu.


O kolye olacak. Cheesy
#13
Neal, ağabeyini arkada bırakarak gözyaşları içinde engebeli arazide koşmaya başladı. Arkasına bakmaktan korkuyordu, bir süre sonra bir uçurumu geçen tahta bir köprüye denk geldi, köprüden geçerken elinde tuttuğu kolyenin ipi koptu ve Neal kolyeyi yakalayamadan kolye uçurumun aşağısındaki hızla akan suya düştü. Kolye akıntıya kapılarak denize kadar ulaştı ve bir daha hiçbir yaşayan zeki canlı kolyeyi göremedi. Neal köprüde bir süre duraklayıp aşağıya baktıktan sonra yoluna devam etti.

[member=18]Beyaz[/member], zuhahahaha.  Cheesy
#14
Çıldırıyoruuummmmm füğewğfşewğüfşewüğşğ Big Grin
#15
[font=times new roman]Yaşanan bu drama karşısında seyirci olmaya daha fazla dayanamayan Talos, bir yıldırım gibi yeryüzünde belirdi, kolyeyi aldı ve Near'ın cebine koydu. Near, garip bir şekilde elini cebine atma istegi duydu, elini cebine attığında kolyeyi cebinden çıkardı. Near çok şaşırmıştı. Bunun Akatosh'ın bir kutsaması olduğunu düşündü ve Akatosh'a sayısız kez dua etti. Bunun üzerine sinirlenen Talos, yeniden  bir yıldırım gibi yeryüzünde belirdi, sayısız belaların ve küfürlerin eşliğinde kolyeyi Near'ın cebinden aldı ve hızla akan nehre geri fırlattı. Bir daha yaşayan, yaşamayan, öldükten sonra diriltilen hiçbir canlı kolyeyi birdaha bulamadı.  Cool  Cool  Cool

Siyahla yazdım, vurmayın.  Big Grin  Big Grin [/font]