Konuyu Okuyanlar:
1 Ziyaretçi

Stendarr'ın Ölüler Salonu
#1
Kaledeki kölelerden beslenip kuvvetimizi kazandıktan sonra efendimiz Harkon'un emriyle Stendarr'ın Gözcülerini avlayacağız. Yüz yıllardır kalemizde daha doğrusu kabuğumuzda saklanıp duruyorduk. Efendimiz bir şey sezmiş olmalı ki bize 'temizlik vaktinin geldiğini' bildirdi. Bu temizlik vakti denen şey basit bir kıyım değil. Yaşadığımız topraklar üzerinde vampir karşıtı olan her oluşuma, her bireyi söküp atmak anlamına geliyor. Çeşitli mağaralarda konuşlanan gözcülerimiz sayesinde her bir Stendarr Şakşakçısını tespit etmemiz zor olmadı, fakat merkezlerine baskın yapıp arazideki gözcülerin bundan haberi olmadan hepsini aynı anda yok etmek zorlayıcı bir süreç olacak. Bunu zor yapan şey sayı farkı. Gözcüler bizden üstün, dolayısıyla merkezlerine ana kuvvetlerimizle saldırırken arazide de av ekibinin olması lazım. İşte bu noktada kuvvetlerimiz bölünüyor. Lakin efendimiz güzel bir çözüm buldu, tazılar. Köylerden ve kasabalardan kaçırdığımız itlere vampirlik bulaştırıp aylar önce eğitim verdik. Aylardır taze kana hasret kalan bu hayvanlar, Gözcüleri gördüğü anda çıldırmışçasına onlara saldıracaktır. Haliyle iki üç kişilik bir birlikle Stendarr'ın Salonuna saldırabiliriz.

Güneş batar batmaz kalenin giriş köprüsünde toplandık, hedeflerimiz belliydi. Ben kimseye farkettirmeden Dawnbreaker isimli Meridia'nın kılıcını yanıma aldım. Kendimce bir şeyler test etme niyetindeyim. Bu kılıcı nasıl elde ettiğime gelince, beni hortlak sanan yarım akıllı birinden elde ettim. Adamın tadı pek güzel değildi ama kılıç paha biçilemez. Fakat dikkatli olmalıyız. Edindiğim bilgilere göre bu kılıç hortlaklara büyük hasar veriyormuş. Efendimiz Harkon'a çıkıp da biz hortlak mıyız diye sorma cüretini kendimde bulamadığımdan bu kılıcın bize zararı var mı yok mu bilmiyorum.. Lakin kendimi riske atmayacağım. Kılıcın etrafını geyik derisiyle sardım. Bir sorun olmasa gerek.

Stendarr'ın Gözcülerinin Salonunun üstündeki tepede toplandık. Gece yarısı ani bir baskınla işlerini bitireceğiz. Etrafta çıt yok. Tam baskın yapmalık an. Uygun anın geldiğine karar verdiğimizde gidip salonun kapısını tıklattım. İçimizde insana en çok benzeyen benim çünkü her gün düzenli olarak besleniyorum.
Kapıyı gözcülerden biri açtı. Karanlığın etrafa hakim olması sebebiyle vampir olduğumu anlamadı.
"Merhaba, bizler Meridia'nın kullarıyız, bir grup vampir sığınağımıza saldırdı. Yardım edebilir misiniz?" diye sordum. Gözcü olduğu yerde kaldı. Meridia, hortlakların düşmanı olan bir daedrik prens, yani temelde hemen hemen Stendarr'ın Gözcülerinin amacına ortak denebilir. Fakat Stendarr'ın Gözcüleri daedra türü her yaratığa düşmanlar, acaba bir daedrik prense tapan sıradan bir insana ne yapacaklar diye merak ediyordum. Sözlerimi duyan gözcü kararsız kaldı ve içeri seslenip söylediklerimi aynen tekrarladı.
Gözcülerin lideri gibi duran biri kapıya doğru geldi ve anlamsız bir bakış attı.
"Ne o, yoksa daedrik prenslere tapanlar da mı sizin düşmanınız? Niye dondunuz kaldınız?" diye sordum. Bu sırada kelleyi vermemek için ufaktan geri çekilip arama mesafe koyuyordum. Bu mankafaların sağı solu belli olmaz. Nitekim ilk konuştuğum adam kılıcını kınından çekip üzerime doğru yürümeye başladı. Hamle yapmasına fırsat vermeden "Salın itleri!" diye bağırdım. Kanın büyülü kokusuna karşı koyamayan tazılar paldır küldür içeri daldılar ve gördükleri ilk insanı parçalayıp kan içinde bıraktılar...

Salonu yakıp burayı terk etmeden önce ilk konuştuğum adama doğru gittim, can çekişiyordu.
"Daedraya tapanlar da sizin düşmanınızsa neden Dunmerleri katletmiyorsunuz ha? Hiç kafanız çalışmıyor." dedim ve Dawnbreaker'ı deri sargısından çıkarıp adamın böğrüne doğru saplamaya niyetlendim. Lakin hiç öngöremediğim bir şey oldu. Kılıç adamın göğsüne girdiği an bir patlama yaşandı ve kendimi karlı taş zeminde buldum. Kılıç kendisini bir hortlağın kullanmasına izin vermemişti anlaşılan! Ve biz vampirler de bir hortlağız demek ki. Düştüğüm yerden doğrulup etrafıma bakındım. Ben hariç tüm tazılar ve diğer vampirlerin leşi yerdeydi. Dawnbreaker'ın yol açtığı bu patlama tüm vampirleri öldürmüştü. Kılıcı almayı aklımdan bile geçirmeyerek doğruca orayı terk ettim. Umarım Efendimiz Harkon bunu öğrenmez.
#2
Hikaye mi değil mi anlayamadım Cheesy ama hikayeye süper olmuş Smile
#3
Tek parçalık bir çalışma. Stendarr'ın gözcüleri ve Meridia ilişkisini anlatmaya çalıştım oyundaki olayı kullanarak.
#4
Konuyla ilgili bir sorum olacak alakasız ama hikayeyi okuyunca aklıma geldi.Biz bu kulübeyi mekanı keşfettikten sonra mı yanmış buluyorduk yoksa hiç görüp görmesek bile yandığı haberi geliyor muydu bize ?
#5
(12.09.2015, Saat: 15:30)yusuf link Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Konuyla ilgili bir sorum olacak alakasız ama hikayeyi okuyunca aklıma geldi.Biz bu kulübeyi mekanı keşfettikten sonra mı yanmış buluyorduk yoksa hiç görüp görmesek bile yandığı haberi geliyor muydu bize ?

Dawnguard dlc'si yüklü değilse salon var, npc lerle konuşabiliyorsun içeride. Dawnguard questlerine başladığında görevlerden birinde buraya gidiyorsun ve yanmış oluyor.
#6
Ellerine sağlık çok güzel olmuş.