Konuyu Okuyanlar:
1 Ziyaretçi

Thalmor, Yaratılış ve Kuleler
#1
Birazdan okuyacağınız yazı Thalmor örgütünün asıl planı; Elder Scrolls evreninin yaratılışı ve ölümlülerin evreni Mundus'u koruyan mistik kuleler hakkında gerçek bilgiler içermektedir. Yazı hayali iki karakterin mektuplaşması şeklinde anlatılmıştır. Elder Scrolls hakkında ağır ve derin detaylar içeren bu yazı yeni başlayanlar için kafa karıştırıcı olabilir...




Geçen gün Thalmor örgütünde örgütün Reapar's March bölgesinde kültürel araştırma biriminde görevli olan Anaril ile mektuplaştım. Bana çok özel ve bir o kadar da tehlikeli bilgiler gönderdi. Anaril onun gerçek adı değil elbette. Kimliğinin gizli kalmasına önem veriyor. Her ne kadar araştırma biriminden ayrılsa da Thalmor'un hainleri affetmediği su götürmez bir gerçek. Uzun lafın kısası onun ve benim mektuplarımı yayınlıyorum. Gerçeğin herkesçe anlaşılması dileklerimle.
Adonato Leotelli.

Anaril: Thalmor'u anlamak için önce onların kuruluşunu ve hedeflerini anlamanız lazım. Başka ırkları umursamayan sadece Altmer ırkının menfaatini düşünen Thalmor'un böyle düşünmesinin bir sebebi var. Kutsal Auriel'e ulaşıp ebediyete ermek. Tabi bu basit bir şey değil. İlk önce kuleler devre dışı bırakılmalı, ardından insan ırkı yok edilmeli.



Adonato: Kuleleri devre dışı bırakmak derken neyi kastediyorsun, bunu biraz daha açar mısın?



Anaril: Kuleler bu evrenin, Nirn'ün ayakta kalmasının yegane sebebidir. Gezegenler yaratıldıktıktan sonra Lorkhan canlı yaşamının yaratılması için diğer et'Ada'ları ikna etmeye çalıştı. Fakat işin bu noktasında Lorkhan çakallık yaptı. Her tanrı yani et'Ada'lar güçlerinin bir kısmını feda etmek zorundaydı. Mundus yani bu evren tamamen yaratılınca, et'Adalardan bazıları bundan hoşnut kalmadı ve burayı terk ettiler. et'Adaların en güçlüsü, büyü sahibi ve evreni oluşturan mimar lakaplı Magnus bunlardan biriydi ve evreni terk etti. Ayrılırken semada bir delik açarak evrenden ayrıldı ve bu delik güneşe dönüştü, ayrılırken büyü gücünün bir miktarını burada bıraktı. Bundan asırlar sonra canlılar bu büyü gücünü kullanacaktı. Magnus'u takip eden ve etmeyen et'Adalar oldu. Magnus'u takip eden et'Adalarda aynı şekilde delik açıp evrenden çıktılar ve bunların açtığı delikler de yıldızları oluşturdu, bunlara da Magna Ge diyoruz. Geride kalanların bir kısmı da bu evrende kalıp burayı yönetmeyi tercih etti, bunlara Aedra diyoruz. Diğer geri kalanlarda kendilerini yerin ve canlıların yaratılışı için feda etti. Feda etti diyorum fakat yaşamaya devam ettiler sadece semaya yükselen Aedralar gibi kutsal güçleri kalmadı, yine de günümüzdeki canlılara göre oldukça yüce varlıklardı. Bunlara Ehlnofey diyoruz ve şuanda yer yüzündeki tüm insan ve elflerin ataları onlardır. Her yeni nesilde Ehlnofey'in kendinden sonrakilere aktardığı bu kutsal güç azaldı, azaldı ve günümüze kadar yok oldu.



Adonato: Vay canına şu anda bu evrenin ve canlıların nasıl yaratıldığını çok güzel anlatmışsın. Merak ettiğim Thalmor'un bu yaratılış öyküsündeki yeri ne?



Anaril: Şimdi oraya geleyim. Aslında yeri yok. Dediğim gibi insan ve elflerin atası esasen bunlardır yani biz Altmerler böyle kabul ediyoruz. Ama insan ırkı böyle düşünmüyor. İnsanlar kendi atalarının Lorkhan olduğunu ve onun fedakarlığı sonucunda yaratıldığını düşünüyorlar. Altmerler de kendilerini feda eden Ehlnofey'i ataları kabul ediyor yani Lorkhan olmasaydı bugünkü elfler ölümsüz ve kutsal güçlere sahip olacaktı. Hatırlatayım Ehlnofey dediklerimiz de bir zamanlar Aedra idi ve ölümsüzdüler. Olay bu noktada patlak veriyor, elflerin insanları sevmemesinin nedeni budur. "Sizin atanız Lorkhan yüzünden biz zayıfladık"...



Adonato: Biraz konu dışı olacak ama Daedra'ların yeri neresi oluyor? Merakımdan soruyorum.



Anaril: Güzel bir soru. Aedra ve Daedra isimlerini bizler koyduk. Esasen ikisi aynı kapıya çıkıyor. Şöyle bir şema çizeyim; ilk başta sadece tanrılar vardı ve hepsi et'Ada'dır. Bunların bir kısmı evreni terk edip ilişkilerini kestiler ve bunlar et'Ada olarak adlandırılmaya devam ettiler ve bu evrenle hiçbir ilgileri yok. Evrende kalanlarda kendi içinde gruplara ayrıldı. Evrende kalan yaratılışı devam ettirip kendini feda edip tanrısal güçlerinden vazgeçenlere Ehlnofey denildi. Ehlnofey'in aksine semaya yükselip bundan sonraki zamanı kontrol edeceklere Aedra denildi. Aedra'larda yaratılışta rol oynadı ama Ehlnofey kadar değil. Bunun haricinde evrende kalmayı tercih eden ama yaratılışa elini sürmeyen tanrılara Daedra adı verildi. İnsanlar ve elfler Aedraları iyi; Daedra'ları şeytani diye kategorilendirir. Bu tamamen içgüdüseldir ve gerçeklik payı yoktur. Örneğin Meridia ve Azura Daedra olmasına rağmen kötü değildir. Daedra budur.



Adonato: Bilgilendirdiğin için teşekkürler. En son kule diyordun, konudan da fazla sapmadan buraya dönebilir misin?



Anaril: Yeryüzünde kalan ve Lorkhan'ın cezalandırılması gerektiğini savunan Auriel bir konsey topladı. Bu toplantı Direnni Kulesi, Ada-Mantia, Adamantine olarak da bilinen yerde yapıldı. Trinimac, Lorkhan'ın kalbini söktü, Auriel kalbi oka geçirerek bugün Red Mountain'ın olduğu yere fırlattı. Eğer haritaları incelerseniz Red Mountain Vvardenfell adası üzerindedir ve Vvardenfell adası sonradan kalbin buraya düşmesiyle oluşmuştur. Tamamen deniz olan bu bölgeye kalp düştükten sonra üzerinde Red Mountain yükselmiştir.

Bu kuleler Mundus ile metafizik evreni Oblivion arasında bariyer görevi görür. Daedra'ların Nirn'e girmesine mani olan bu mistik kuleler iki şekilde oluşmuştur; doğal süreç içinde oluşanlar ve el yapımı olanlar. Her kule yada hisarın içinde bir güç çekirdeği bulunur. Kule ve çekirdeği birbirine aslında bağlıdır. İkisinin birbirinden uzaklaşması veya birinin yok olması kulenin yok olması anlamına gelmektedir. Kulelerin yok olması da Oblivion'a karşı olan bariyerin zayıflamasını sağlar, böylece Daedrik Prensler Nirn'e kolayca girebilmektedir. Hisar dediğimiz yapıtlar aslında bunlara verilmiş genel bir addır, hisar dediğimizde kale ve içinde süper mistik bir güç yayan taş yoktur. Hisar burada simgeseldir, Oblivion'a karşı fani dünyanın kalesini temsil etmektedir. Bu kulelerin hepsinin yok olması demek ölümlü dünyanın yıkılması anlamına geliyor. Ölümsüzlüğe erme düşüncesi de Thalmor'un büyük planı olduğundan bu noktada Thalmor devreye giriyor.



Adonato: Anladığım kadarıyla olay basit bir toprak fethedip her yere hükmetme düşüncesi değil, Thalmor'un amacı daha derin. Skyrim'in işgali ve buradaki Nordların katledilmesi, iç savaşa karışmaması madalyonun görünen yüzü. Görünmeyen yüzünde insanlığı yok etmek yatıyor demek ki. Peki bu kuleler neler, kaç kule kaldı?



Anaril: Aynen öyle. Skyrim'de süregelen iç savaş aslında Thalmor'un işine geliyor, kendileri asker ve para harcamadan Nordlar birbirlerini öldürüyor. Bu noktada duyduğum kadarıyla Ulfric Stormcloak'ın aslında Thalmor ajanı olduğunu söyleyenler var. Bu konuda benim bir bilgim yok. Görevli olduğum bölüm gereği bizlere böyle bilgileri vermezler.
Kulelere gelecek olursak madde madde sıralayım;

Ada-Mantia
Direnni Kulesi olarak da bilinen bu kule'de et'Adalar Mundus'un yaratılışı sırasında Lorkhan'ın düzenbazlığını tartışmıştır. Kule Illiac Körfezi'nin Balfiera adasında bulunur. Ayrıca Nirn'deki ilk yapıttır. Bu kulenin taşı Zero Stone yani sıfır taşıdır (diğer tüm taşların başıdır). Taş halen daha kulenin mahzeninde muhafaza edilmektedir. Muazzam bir güç taşıyan bu taş, çok sayıda güçlü büyücünün çalışmalarına karşı gizemini korumaya devam etmiş ve tepki vermemiştir.
Binlerce yıl sonra kulenin dış cephesinde değişiklikler olmuştur. Fakat çekirdeği aynı kalmıştır. İç kısmı aşılamaz demirden yapılmış olup içinde sıfır taşını barındırmaktadır. Hücrenin etrafı demirden olmasına rağmen yumuşaktır, sadece bir kısmı hafif serttir ve tahminlere göre çekirdeğin giriş kapısı burasıdır. Kapının kilidi birbirlerinin tersi yönde dönen on üç halkadır. Tarihte asla açılmamıştır. Taş içeride olduğundan kule aktiftir.

Kızıl Kule
Red Mountain ikinci kuledir. İçindeki Lorkhan'ın kalbi kulenin taşıdır. Lorkhan'ın öldürülmesiyle ölümlü evrende görevlerini tamamlayan tanrılar Mundus'u terk etmiştir. Aldmer (ilk elfler) kutsal saydıkları Auri-El'i takip edip onun yolundan gitme inancıyla kendi kulelerini inşa etmişlerdir. Aldmer ırkı daha sonra çeşitli elf ırklarına bölünmüş ama bu amaç her ırkın zihniyetinde kalmıştır.
3. Çağ 327 yılında Nerevarine, Lorkhan'ın Kalbini yok edince Kızıl Kule devre dışı kalmıştır.

Kristal Kule
Summerset adasının Alinor şehrinde bulunur. İlk çağlarda Aldmer ırkı tarafından inşa edilmiş ve mistik güçleri araştırma amacına hizmet etmiştir. Oblivion olayları sırasında kulenin kontrolü Thalmor örgütüne geçmiş, Mehrunes Dagon ve ordularının Tamriel'ı işgal etmesiyle kule fiziksel olarak yıkılmış ve devre dışı kalmıştır. Kulenin taşının bir kişi olduğu söyleniyor. Kim olduğu hakkında bilgi yoktur. Kulenin devre dışı kalması, Aldmerlerin Auriel'in izinden gitme zihniyetinin yok olmasını sağlamıştır. Bu noktada şöyle bir şüphem var, kulelerin yıkılmasını hedefleyen Thalmor eğer bizzat kendisi kuleyi yıksaydı çoğu Altmer'in tepkisini çekerdi. Bunun yerine Dagon'ın ordusunun dikkatini kuleye çekerek onların yıkmasını sağlamış olabilir.

Ak Altın Kule
Kıtanın merkezinde yer alan Ak Altın Kule (White Gold Tower), Ayleidler tarafından inşa edilmiştir. Ebediyete ermekten çok büyüsel gücün yayılımı için inşa edilmiştir. Kulenin etrafı sekiz tane daha çember şeklinde kulelerle sarılıdır ve çember içinde çember oluşmuştur. Diğer kuleler büyüsel gücü alıp onu harcarken bu kule canlıların yaratılışından gelen büyüsel gücü kullanmaktadır. Kulenin taşı Chim-el Adabal olarak bilinen Amulet of Kings'dir. Oblivion Krizi sırasında Martin Septim'in kolyeyi kırıp Akatosh'un avatarını çağırmasıyla kule devre dışı kalmıştır.
Lakin kule Akatosh tarafından tekrar aktifleştirilebilir.

Orichalc Kule
Bu kulenin batan kıta Yokuda'da olduğuna inanılıyor. Lefthanded Elves (Solak Elfler) tarafından Orichalcum taşı kullanılarak inşa edilmiştir. Kulenin taşı Pankratosword adı verilen bir kılıçtır. Kılıcın Redguard birisi tarafından alınmaya çalışılmasıyla Yokuda kıtası okyanusa gömülmüş ve kule devre dışı kalmıştır.

Walk-Brass
Yürüyen Pirinç diyebileceğimiz veya genel tabirle Numidium diye bilinen tanrımsı golem Dwemerler tarafından yapılmıştır. Pirinçten yapılan devasa bir robot denebilir. 1. Çağın 700 yılında Red Mountain Savaşı sırasında tüm Dwemer ırkı ortadan yok olmuştur. Numidium'da çağlar boyunca hareketsiz kalmıştır. Tiber Septim imparator olduğunda Morrowind'i işgal etmek için harekete geçmiştir. Fakat Tribunal tanrıları Morrowind'e özerklik verilmesi karşılığında Numidium'un yerini Tiber Septim'e söylemişlerdir. Numidium'un taşı aslında Lorkhan'ın Kalbiydi. Fakat Tiber Septim aleti etkinleştirmek için Mantella adında devasa güce sahip soul gem'i kullanmıştır. Soul gem, Tiber Septim, Ysmir ve Zurin Arctus'un ruhundan oluşturulmuştur.
2. Çağ 896 tarihinde dirilen Zurin Arctus (Underking), Numidium'un kontrolünü ele geçirmek istediğinde büyü ters tepmiş hem kendisini hemde Numidium'u patlatmıştır.

Green-Sap
Valenwood'da yürüyen devasa ağaç Falinesti'dir. Üçüncü çağın sonlarında bilinmeyen bir sebeple ağaç tarihinde ilk kez gezinmeyi kesmiş ve kök salmıştır. Taşının bir meşe palamudu olduğu söylenmektedir. Bosmerler için kutsal bir ağaçtır ve Bosmer şehridir aynı zamanda. Ağacın gezinmeyi kesmesinin kuleyi devre dışı bırakıp bırakmadığı bilinmiyor.

Snow Throat
Throat of the World (Arz'ın Soluğu)'dur. Bu kulenin taşı mağaradır. Mağara yine sembolik bir ögedir, muhtemelen kastedilen şey dağın tepesinde Time Wound (Zaman Yarığı)'dur. Son Ejderdoğan'ın bu yarıktan geçerek Ejder Savaşı'nda Alduin'in nasıl yenildiğini öğrenmiştir. Kulenin aktif olduğu veya olmadığı bilinmiyor.

Ayakta kalan kuleleri kapatmak ve insanoğlunu yok etmek Thalmor'un asıl hedefidir. Fakat bunun da bir planı yapılmıştır;

Alıntı:1- Talos'un kutsal özelliği reddedilecek ve tapınmak yasaklanacak. Talos'un varlığı bizleri bu ölümlü dünyaya bağlamaktadır.
2- İnsanoğlu sadece yeryüzünden değil hafızalardan da silinmeli. Öyle ki eğer amacımıza ulaşırsak bundan sonrasında da insan diye bir kavram hatırlanmamalı.
3- Talos ve onun oğullarının (Nordlar kastediliyor) soyu tükendikten sonra Ejderhalar bizim olacak. Ölümlülerin dünyası sona erecek. Ejderhaların zamansal çizgiye olan bağlılığı yok olacak ve evrende rahatça hiçbir sınır ve kısıtlama olmaksızın gezebilecekler. Bir zamanlar bizim yürüdüğümüz yollar ejderhalar tarafından kapanacak ve bu sayede ölümsüz ruhlarımızı geri kazanacağız.

Thalmor'un üç ilkesi budur.
Size şunu sormak istiyorum. Ejderhalar nasıl geldi? Bunu hiç düşündünüz mü, yani çat diye ortada sebep yokken birden nedense ilk önce Skyrim bölgesinde ortaya çıktılar, ardından Morrowind'de de görüldüler. Kesin bilgim olmamakla birlikte ejderha olayında Thalmor'un parmağı olduğunu düşünüyorum.



Adonato: Sevgili Anaril, son mektubun beni oldukça şaşırttı ve halen daha hayretler içerisindeyim. Aslında evet, ejderhaların gelişini hiç sorgulamamıştım. Olayın basit bir Skyrim işgali projesi olmadığı açıkça ortaya çıkmış oldu sayende. Aldmeri Dominion'un Hammerfell'de Redguardlara kolayca yenilmesi, Skyrim ordularıyla savaşmamasına rağmen imparatorlukla yaptığı Beyaz-Altın Antlaşmasına Talos'a tapınmayı yasaklattıran maddeyi bu yüzden koydu demek. Bunun dışında bilmemiz gereken önemli ve ilginç detaylar var mı?



Anaril: Evet bunların hepsi gerçek, kendi uydurmalarım değil kesinlikle. Bu size son ve özetleyici mektubum olsun, çünkü Thalmor görevlilerini şüphelendirmek istemiyorum.
Belirttiğim gibi bu kuleler bir nevi koruyucu, elfler için öyle değil. Thalmor bu kuleleri kendilerini fani dünyaya bağlayan demir parmaklıklar olarak görüyor. Amaç da parmaklıkları kırıp ebediyete ermek.
Bu hedefte önlerinde iki engel var, birincisi kuleler ikincisi de Talos. Eğer günün birinde dünyanın hiçbir yerinde Talos'a inanan kalmazsa Talos'un varlığı yok olacak ve en büyük engel kalkmış olacak. İmparatorluk Şehri'nin Thalmor tarafından yakılıp yıkılması ve Talos'a tapınmanın yasaklanması bunun için atılmış ilk adımlar. Ek olarak Talos'a inanan kalmasa bile Talos'un evlatları da bir diğer engel teşkil ediyor. Her ne kadar Talos'a ibadet yasaklansa da bu insanlar gizliden gizliye tapınabilir. İşi sağlama almak adına ikinci büyük adım insanoğlunu yok etmek olacak. Thalmor örgütü insanları teker teker kılıçtan geçirerek yok edemez, buna kimsenin gücü yetmez. Bunun için doğa üstü güçlere ihtiyacınız var. İşte bu noktada kulelerin yok edilmesi maddesi devreye giriyor. Hatırlarsanız kuleler Oblivion'a karşı bir bariyer demiştim, bu bariyerin yok olması envai çeşit kötülüğün yeryüzüne inmesi ve insanlara musallat olması demek. Böylece Thalmor'un yapacağı işi kısa yoldan bu yaratıklar yapmış olacak. Pekala Ejderhaları da bu kategoriye sokabiliriz.
Devre dışı kaldığı kesin bilinen kuleler Kızıl Kule (Red Mountain), Kristal Kule, Orichalc ve Numidium. Ak Altın Kule şimdilik devre dışı ama Akatosh'un Kralların Madalyonu (Amulet of Kings veya Chim el-Adabal)'nu onarmasıyla bu kule tekrar aktifleşebilir. Green Sap ve Snow Throat'un aktif olup olmadığını bilmiyoruz.
Bu iki hedef nihayete erdiğinde Thalmor'un planı başarıya ulaşmış olacak. Ölüm ve yaşam arasındaki süregelen denge kalkacak, Mundus ilk yaratıldığı haline dönecek; fizik ve yaşam kanunları ortadan kalkacak, zamanın bir anlamı olmayacak. Ve Altmerler ebediyete ermiş olacak.



Adonato: Şu ana kadar duyduğum en ilgi çekici ve hayret verici gerçekler. Bunu bana anlattığın için çok teşekkür ederim. Kimliğini hiçbir şekilde deşifre etmeyeceğim. Benimle irtiabı koparmamanı istiyorum. Muhtemelen bu haberi yayınladığımda kafasında soru olanlar olacaktır. Bu soruları sana yöneltmeyi planlıyorum. Senin içinde sıkıntı olmazsa cevap vermen herkes için iyi olacaktır. Kendine dikkat et.


#2
eline sağlık kardeşim valla roman gibi olmuş  Cheesy  :tebrik
#3
Ellerinize sağlık yazı çok güzel olmuş. Bu arada yeni Konu Bölümü hayırlı olsun.
#4
Çok güzel bir yazı olmuş  :tebrik, kuleleri de görünce baştan sona okudum. Çevirisini yaptığım modda bahsi geçiyordu bu kulelerin, Snow Throat (Throat of World), The Stone, The Cave, kulelerin kapanması ile dünyanın yok olması, bunları ilk defa duydum Serinin içinde olduğunu düşünmemiştim.  doh Tekrardan eline sağlık usta.  sir
#5
Gerçekten çok çok çok güzel ve yararlı bir yazı. Sayenizde aklımdaki birçok soruya cevap buldum.  :tebrik
#6
Harika bir çalışma olmuş,yazıya gölge düşürmek istemiyorum ama Elflerin ne kadar insanlıktan nasip almamış cani varlıklar olduğunun kanıtı böyle bir zihniyet olabilirmi ya  3Smile
#7
Süper...
#8
Skyrim'de yeni olanlar için hangi konuları,yazıları vs. önerirsin ?
#9
(18.12.2014, Saat: 14:28)kaniko98 link Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Skyrim'de yeni olanlar için hangi konuları,yazıları vs. önerirsin ?

Vikiyi okumakla başlayabilirsin.
#10
Dostum çok yararlı olmuş, Daedraları kulelerin engellediğini biliyordum ama bu akdar detaylı bilgim yoktu. Aynı zamanda yaratılışla ilgili sorularıda cevaplamışsın, teşekkür ederiz  :tebrik
#11
Ellerine sağlık dostum çok güzel ve bi o kadar da yararlı bilgiler paylaşmışsın. 80lvl e kadar gelip ana hikayede fazla ilerlemeyip isyana da karışmayan birisi olarak ne yapacağımı tam olarak bilmiyordum.  bir Nord sevdalısı olarak bütün Skyrim in hatta bütün Tamriel in hayrı için imperialların yanında olmak en mantıklısı gibi gözüküyor . Çalışmalarının ve başarılarının devamını dilerim dostum kolay gelsin
#12
(04.01.2015, Saat: 19:00)Priest Of Akatosh link Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Dostum çok yararlı olmuş, Daedraları kulelerin engellediğini biliyordum ama bu akdar detaylı bilgim yoktu. Aynı zamanda yaratılışla ilgili sorularıda cevaplamışsın, teşekkür ederiz  :tebrik
White Gold Tower'ın taşı yani Amulet of Kings (Chim-el Adabal) Oblivion ile Mundus arasında bir bariyer görevi görür, Bu Akatosh ve Alessia arasında bir anlaşma gibi birşeydir.
#13
Mazur görün ama bir kaç sorum var. Bu kuleler bariyer görevi görüyor tamam ama hala aktif kuleler varken Dagon nasıl giriş yapabiliyor?
#14
(06.05.2015, Saat: 21:29)LichKing link Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Mazur görün ama bir kaç sorum var. Bu kuleler bariyer görevi görüyor tamam ama hala aktif kuleler varken Dagon nasıl giriş yapabiliyor?

Kuleler daedraların girişini tamamen önler diye birşey yok. Onun zamanında sayıları azaldığı için bariyer zayıflıyor. Birlikten kuvvet doğar mantığı yani Cheesy Zaten portallar açıldığında daedra ordularından biri Alinor daki Kristal kuleyi yıkıyor. Adamların amacı belli.
#15
(06.05.2015, Saat: 21:29)LichKing link Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Mazur görün ama bir kaç sorum var. Bu kuleler bariyer görevi görüyor tamam ama hala aktif kuleler varken Dagon nasıl giriş yapabiliyor?
Sanırım aktifliği bilinen sadece 1 tane kule var oda Direnni Kalesi High Rock'ta bulunan.